İçeriğe geç

Yazar: tiananmenian

Pazar Yazıları – 0026

Kayıp cennetin çocuklarıyız ve birbirimizi yitirip aramakla meşgulüz. Öpünce kurbağaya dönüşen kurbağalar evreninde dudaksız prensesleriyiz kral olmayan babaların, kraliçe olmayan annelerle saraydan bozma gecekondularında yuvalı. Yitik düşler sokağında bir başkasının kabusu değilse eğer hayat dediğimiz hadise, geriye kalan üç dişimin hatırına bana hesap soracak her aldanışın dibine kadar belasıyım, şaraba durmuş asmayım, asılmayın…

Yorum Bırak

Deve Dikeni – 0003

6 Bir kez daha işsizlik denen lanetin kapısını açmıştım ve bu sefer karım ve çocuklarımın sorumluluğu omuzlarımdaydı. Genç ve bekarken hiç değilse Sivas’a gider balık tutup rakı içerek atlatabilirdim bu dönemi. İki ekonomik kriz deneyimim vardı geçmişte ve epeyce uzun süren işsizlik dönemim. Krizlerde ilk kapıya konandım ben, en boktan işin iyi kötü sonunu düşünmeden ilk salak taliplisi. Şartlar her…

Yorum Bırak

Troyka – 0004

 4                  Ses geldi, gitmeliyim.  O benim kâbusum, karanlığım, sığınağım, yasak bölgem.  Var oluşumun dayanağı ve yücelteni.  İlk ne zaman duyduğumu bilmiyorum, ne zaman geleceğini bilmiyorum, gider mi bilmiyorum.  O vardır sadece ve kabul görür.  Korkunç şakacı bir cindir bazen, bazen karlı dağlardan gelen esinti.  Bilge, katil, yalancı bir şeytan.  Bilgeliği her zaman her soruya cevap verebilmesinden ileri gelir,…

Yorum Bırak

Deve Dikeni – 0002

4 “Bugün firmam için ne yaptım demelisiniz…” dedi ve çaya uzandı yeniden. Sanki Allah pezevenk, gün boyu benim için ne yaptın diye sorguya çekiyor? Neyse. Yarım saattir konuşuyorduk, daha doğrusu o oyununu sergiliyor, ben arada sırada kem küm ederek eşlik ediyordum. Aylık maliyetimin kendisine bin altı yüz elli lira olduğundan bahsetti bir ara. Bin lira maaşı anladık da geri kalanı…

Yorum Bırak

Deve Dikeni – 0001

“Bir yazar boksör gibi ayakta kalmak zorundadır. Sözcüklerinizin basılması ringe çıkmak gibi, yeteneğin ortaya konmasıdır. saklanacak yer yoktur. Gerçekler ortaya çıkar ve bazen sonuç felaket olabilir.” resurrecting the champ DEVE DİKENİ Poli 1 Tanrım korkunçtu! İki küçük dijital bip sesi. Semese denilen Türk Dil Kurumu’nun üşenip Türkçeleştiremediği lanet cep telefonu mesajında aynen şunlar yazılıydı; “Is yerinde internete sohbet yapmak yasaktır.…

Yorum Bırak

Pazar Yazıları – 0025

Aha da geldi en sevdiğim tür, kendisinin dünyasına yabancı her şeye siyah giyenler adamlar gözlüğü takan ve boş beleş olsa dahi tek cümle kuramayan bir omo ens… Ağ atarsan olacağı bu… Neyse. Küçük oğlan sıçmış ağzına klavyenin. Tuşlar geç basıyor, virgülde sorun var, tab tuşu neredeyse sizlere ömür ama yazacağız başka yolu yok. Mine craft mıdır her ne ise sürekli…

2 Yorum

Pazar Yazıları – 0024

Benim değerliği yalnızlığımın sürekli taciz edilmesi gibi sorunu var. Benim hüzünlü orospularım ne de güzel bir kitap ismidir ve kendisi de ne boş beleş bir kitaptır. Mutfakta yuvarlak yemek masasında kuruyorum tezgahımı genellikle, pencere açık ve diğer odalara bulaştırmadan rahat rahat sigara içebiliyorum böylelikle, varsa şarap yoksa çay, kahve ne bulursam içiyorum sürekli. Ama olmazsa olmaz tek şey müzik, bu…

Yorum Bırak

Pazar Yazıları – 0023

Az sonra ölecekmiş gibi, ya da hiç ölmeyecekmiş gibi… Ateist olmadan evvel farklı bir hayatım vardı benim. Ramazan gelmeden evvel son içme günü seranomisi mesala, İftara kalkıldığı ilk günün bir öncesi gün sarhoş olmak gibi. Bir ayyaş, istediği sebebi illaki bulur. Bir zamanlar, cahil veya aptal insan, sorunun sebebini başkalarında arar ve kesinlikle bulur gibisinden bir önermem bu benim. Kimseyi…

Yorum Bırak

Pazar Yazıları – 0022

Sitede düğün var çayır manyakları ve davul zurna denilen o iyi mi kötü mü olduğuna karar verilemeyen çalgılar eşliğinde ortalığı inletip duruyorlar bir saatten beri. Hiçbir çalgı kendiliğinden kötü olamaz elbette, üfleyenin veya tokmağı elinde olanın marifetinde ses çıkarabilirler ancak. Harfler de öyle değil mi zaten? Altı üstü yirmi dokuz adetten ibaretler, ancak nasıl dizildikleri kalemi elinde tutana bağlı. Orhan…

Yorum Bırak

Pazar Yazıları – 0021

Çünkü yansımamıza aşığız ve hiçbir zaman bu kadar aşikar olamamıştık. Yansımız aslımızı geçti ve olmadığımız bir şeye dönüştü. Yalnızlığımızı, karanlığımızı, kapalı yanlarımızı, gizemimizi kaybettik, perdeleyerek dönüştüğümüz şeyin çaresiz uzantısı olarak var artık gerçekliğimiz. Geldiğimiz aşama yansımalar çağında gerçeğin puslu bir renge bürünüp kaybolması. Gelecek karanlık biliyorum, mutluluk ve huzur gibi kavramlar sürekli değişen, gelişen ve dönüşen bir saçmalığın ayak bağı…

Yorum Bırak