İçeriğe geç

Deve Dikeni – 0006

Deve Dikeni – 9

Umulmadık şeylerle çerçeveliydik aslında. Yapının asıl sahibi ki her türlü ad yakıştırılabilir kendine, kurguyu kendine has gizemler ve çözümsüzlükler üzerine planlamış olmalıydı. Her insanın idrakinden bağımsız ve her birinden ayrı ayrı beslenen. Anlayamıyordunuz, aklınız, varlığınız ve evren vardı sadece ama her ne olursa olsun evrenle uzlaşmak zorundaydınız bir şekilde. Diğer yandan İ. Melih Gökçek diye bir şey vardı bir yerlerde tivit fenomeni, ve aynı havayı solumak zorundaydınız. Korkunç! Yapıcı sürekli aslınıza döneceksiniz diye türlü türlü tuzaklarla üzerinize gelirdi, devlet ve onun eyeri kaltak hükümeti üzerinize gelirdi, dünya üzerinize gelirdi, eğer ‘antik uzaylılar’ belgeselini az biraz izliyorsanız eciş bücüş biçimleriyle enva-i çeşit uzaylılar bile üzerinize gelirdi ve siz işe gitmek, yaşlandıkça daha sık kendini hissettiren dişlerinizi tümden çektirmeyi planlamak, işemek, çiftleşmek, muslukların contalarını değiştirmek, bilmem kimin bilmem nereyi satın aldığına kafa yormak, sınır komşularınızda yaşanan vahşeti ölü gözlerle ekrandan seyretmek, sigarayı bırakmayı denemek, cuma namazına gitmek ve safları sıklaştırmak zorundaydınız. Otobüsler berbattı ve ter kokuyordu kalabalıklar, ter kokusuna alışmak ve mümkünse kendi ter kokunuzu bir şekilde kamufle edip, diğerlerine karıştırmamanız gerekiyordu sonra, ölenler, kalanlar, dilenciler, mesai saatleri, iş arası geyikleri, bir garip zaman israfı.

Tanrım, bana verdiğin hayatı bir güzel harcadım, şimdi sabah sekiz akşam beş mesaide geri kalanını da evimde geçiriyorum, emekli olma umudum yok, niyetimde yok, her seferinde çuvalladığımı ve diğerlerinin yanında kendimi sümüklü bir mendil gibi gereksiz hissettiğimi bilmem ki elli bininci defa itiraf etmeme gerek var mı şimdi? Her şey iyi güzelde Yarabbelalemün madem ben zavallı da yıllar sonra kalabalık korkusu oluşacağını biliyordun da neden İstanbul’un en yoğun hattında en boktan muavinlerinin çalıştığı Silivri – Yenibosna arasındaki otobüslere sabah akşam binmek zorunda bıraktın? Ben böylesi mevzulara takılıp giderken küçük, sinirli, kırılgan, yararsız hayatımda tam da kırk iki yaşıma girdiğimin ikinci günü bir şey oldu memlekette. Tuhaf bir şey ve sistem “error” verdi aniden…

Matrix’i hatırla, matrix’i hatırla, matrix’i hatırla!

Yeşil ekranda birden bire beliren kod hatasının görünme sahnesini aklına getir ve orada dur, bir müddet kal öyle: işte o şey Gezi parkı’dır.

Tarih:"Deve Dikeni"

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir