İçeriğe geç

Deve Dikeni – 0007

Deve Dikeni – 10

Yalnız gezi parkına gelmeden evvel sosyal katmanlarımıza iki yeni grup daha katıldı, “Damdaki Kemancı” filmini seyretmeden ölmemesi gereken pek arada kalmış sevgili Arafilerim. Evet, ne derdi o filmde sevgili Yahudi gencimiz; “Mutlu olmak, yoksul bir terzinin de hakkıdır.” Kuşkusuz, Allah dünyayı var ederken milenyum itibariyle urfa’nın tapusunu Sedat Bucak’a vereyim, yirmi bin insanı da kapısına kul köle edeyim, arabasının arkasına da “Mülk Allah’ındır” yazsın O sonra, diye bir şey kurgulamamıştır herhalde. Yirmi bin maraba sedat bucak’ın bir otomobili etmiyor ve biz bu karşılaştırmaya elma ile maden suyunun toplanması kadar abes bakabiliyoruz. Dünyada var olan her şey Adem babamızla Havva anamıza eşit sunulmuşken, geçen süreçte benim Ademden yana akrabalarımın oldukça az bir kısmı Romalı olma becerisini gösterirken diğerleri Arafi ve Hobbit olarak yaşamalarına devam etmek zorundadır. Her şey bu fikre hizmet eder. Güvenlik teşkilatlarıyla birlikte devlet mekanizması, adalet sistemiyle birlikte anayasal sistem, sanat camiasıyla birlikte sosyetik düzen, ve hatta din. Her seferinde başlangıçlarında yoksullardan ve zulüm görenlerden destek almış din bile, günümüzdeki haliyle tüm din adamları ve kurumlarıyla birlikte bu yolun hizmetkarıdır. Romalı statükocu ve muhafazakardır. Raya çomak sokan, düzeni bozan, akışı sekteye uğratan her hareketin karşısındadır. Bir kaç istisna harici hiçbir zengin, kral, devlet görevlisi, din müjdecisi peygamberlerin yanında yer almamış hatta varlıklarını onlarla mücadeleye vakfetmişlerdir.

Muhafazakar kelimesini duyunca bazı denyoların bıngıldağı kaşınıyor hemen. Kendilerini muhafazakar diye niteliyorlar hemencecik. Kelimenin orjini fransız ve çıkış itibariyle monark yanlısı devrim karşıtı sınıfı betimliyor. Bizde ise dindarlık ya da sağcılıkla ilişkilendiriliyor. Geçen sene galiba facebook’da biraz da Akp dönemi iktidar yalaması din pazarlayıcıları hedef alarak bir yazı paylaştıydım. Tokat’lı bir arkadaştan sırf bu muhafazakar sözü nedeniyle tepki aldım. Tanırım ederim, severim sayarım ama bu Tokat’lıların normal hayatlarında gayet makul insanlarken partiperestlikten dolayı sosyal paylaşım platformlarında zıvanadan çıkmalarını bir türlü akıl sır erdiremiyorum arkadaş. Tokat örnek sadece, yoksa al memleketim Sivas’ı vur üzerine üzerine gram sekmez, aynı kalıba anında oturur. Her neyse ben de gereksiz yere açıklama yazdım, ya böyle de bir durum var artık. Her şeyi ayan beyan açıklamamız gerekiyor. Adam sırf muhafazakar kelamı üzerinden kendisinin hiç alakasının olmadığı bir yazıya haybeye alınganlık yapıp, üzerine bir de laf sokuyor ama açıklamayı ben yapıyorum, ne güzel İstanbul valla. İşte gezi parkına gelmeden evvel, yeni sosyal katmanımız böyle böyle yavaş yavaş şekillendi bende. İsimleri Akgezenler…

ikincisi yeni sosyal katmanımız ise ara form yani Ork’lar.

Tarih:"Deve Dikeni"

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir