İçeriğe geç

Pazar Yazıları – 0010

Çok severim. “Çatıda çatlak var” apartman toplantıları ile “benim oğlum Arda, benim kızım Gizem” okul toplantıları özel uzmanlık alanlarıma giriyor. Dehşet sıkılıyorum ve hiç konuşmuyorum ama olsun, apartmanlarını, o çok sevdikleri dairelerini, sorunlarını, çocuklarını, geleceklerini kurtarma ve ne olacağı üzerine kurguları beni benden alıyor. İki saat kadar müzik dinlemeden geçen bu boktan süreci, eğlenceli bir izlenceye dönüştürüyorum elbette. Tecavüz kaçınılmaz ve ben zevk almayı iyi bilirim. Ayrıca bu çatıdaki çatlak halen ver bizim blokta iyi mi? Her üç senede bir yaptırıyoruz ve o ısrarla sızdırmaya devam ediyor. Bu senenin hediyesi daire başı bin beş yüz liracıktan ibaretmiş. Bu kötünün iyisi, yetmiş bin lira fiyat çeken varmış, ama bizim yönetici ablamız acayip araştırmalardan ve kamuoyu yoklamalarından sonra otuz bin liraya bu işi bağlamış. Helal olsun ablama, üç sene sonra bize bir kırk bin lira daha geçirmek için onayımızı aldı bile şimdiden. Neyse”Benim oğlum Arda, benim kızım Gizem” ana babalarından oluşan okul toplantısı az önce sona erdi ve helva kıvamına gelen beynimi şarapla geldiği yere geri döndürme telaşındayım ben şimdi. Allahtan dişlerim yok da konuşamıyorum artık ben topluluk içerisinde. Bir insan evladı sürekli aynı şeyden bahsetmeye bu kadar mı hevesli olur arkadaş? Benim oğlum Arda, satranç, Arda, satranç, az evvel sözüm yarıda kaldı bitiremedim, Arda demiş miydim ya satranç? Bu arada lafı gelmişken satranç, Arda. Arada gidip kendime koyu bir kahve alıyorum ki, Arda ve satranç bileşkesinin sırlarına vakıf olayım, dönüyorum geri, konu hala Arda, satranç. Bu Arda, satrancı seviyor amına koyum, bunu anlayın artık ya! Ha bu arada çocuğun ismini misalen Arda veriyorum, ama babası olacak lavuğun ismini, cismini, gözlük camının numarasını hafızama kazıdım, yazmazsam şişerim, Arda’nın da beynini sikiyordur bu şimdi, yazık la yavrucağa. Satranç önemli! Bir tane de abla var, ingilizce biliyor. Üç senedir biliyor. Bizim çocukların ingilizce konuşma derslerine genellikle anası, babası yabancı olan ve Türkçeyi kıt bilen ama bir şekilde burayla bağlantısı olan bir hatun buluyorlar genellikle. İsimleri de tuhaf oluyor bu hatunların, uzun ve havalı kolyeler kullanıyorlar ve kesinlikle uzun bacaklarının uzunluğunu gözümüze sokan mini etek giyiyorlar. İngilizce bilen teyze her seferinde pusuda bekliyor, çayını yudumluyor, ara ara benim kızım Gizem annelerine katılıyor derken o muhteşem an yaklaşırken ağını gerip pusuya yatıyor. Arka sıralardan birinde oturduğumdan gözlerini göremiyorum ancak İngilizce konuşma öğretmeni, içeriye çevirmenleriyle birlikte giriş yaptığında, Çinli tüccarların mallarını satacakları safı tespit ettiklerinde gözbebeklerinin büyümesi gibi bir süreç yaşadığına kalıbımı basarım. Ahan da bastım. Yarı Amerikalı yarı Türk hocamız derdini anlatmaya başlıyor ve çevirmen hepimize olayı özet geçiyor önce. Benim kızım Gizem annesi sabırla bekliyor ağını güzelce örmüş bir örümcek edasıyla. Ve o muhteşem an! Hoca bana sormak istediğiniz bir şey var mı diye İngilizce sorduğunda ve daha çevirmen diğer ablamız bunu biz zavallılara çeviremeden, üç yıldır İngilizce bilen ve hala bilen ablamız, o muhteşem İngilizcesini hepimizin kulaklarına zerk ediyor. Çevirmen çeviremiyor, araya bile giremiyor, ablamız ve yarı Turko yarı Amerikano ablamız aralarında konuşuyorlar bir müddet. Konular genellikle, derste Türkçe konuşulacak mı, bire bir mi yoksa sınıfça mı eğitim alınacak, İngiliz aksanı mı Amerikan aksanı mı konuşulacak gibi ıvır zıvırdan ibaret. Anlıyorum da söylüyorum oğlum, işkembeyi kübradan sallamıyoruz herhalde. Şov on dakika kadar sürüyor. Altı ay sevişmemiş, en sonunda çiftleşecek bir dişi bulup rahatlamış bir Makak maymunu’nun dudakları arasına bir kısa Parlaiment yerleştirdiğini varsayın. Hala arkadayım, ama ablanın surat ifadesi orgazm sonrası sigarası içen Makakla aynı değilse gelin yüzüme tükürün. Yok la yok tükürmeyin, iyi bir şey değil, insan evladından dışarıya çıkarılan şeyler. Bu da böyle işte. Sözüm özü, asla apartman yöneticisi olmayın ve müzik dinlemekten vazgeçmeyin diyorum ve izninizle şarabımın geri kalanını keyifle bitirmek istiyorum artık ben…

Tarih:Rastgele

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir