İçeriğe geç

Pazar Yazıları – 0023

Az sonra ölecekmiş gibi, ya da hiç ölmeyecekmiş gibi… Ateist olmadan evvel farklı bir hayatım vardı benim. Ramazan gelmeden evvel son içme günü seranomisi mesala, İftara kalkıldığı ilk günün bir öncesi gün sarhoş olmak gibi. Bir ayyaş, istediği sebebi illaki bulur. Bir zamanlar, cahil veya aptal insan, sorunun sebebini başkalarında arar ve kesinlikle bulur gibisinden bir önermem bu benim. Kimseyi ikna edemezsiniz canlarım, cevaplarıyla doğar yirmi birinci yüzyıl sonrası doğan insan evladı. Neyse? Kendimi mi kandırıyordum, yoksa başkalarını mı, ya da inandığım Tanrı veya dini mi her ne sikimse işte, jübile yapıyorduk bir şekilde ramazan öncesi. Ateizm bir ayrıcalık ve farkındalık durumu artık benden yana, ne hesap vereceğim bir mercii var ne de işleyişini daha doğmadan kabul ettiğim bir inanç sistemi. İnsan sadece kendiyle baş başa ve tüm normlarını, ahlak, kişilik ya da varlık sebeplerini baştan sona yeniden yazıyor böylece. Bundan daha büyük özgürlük yok! Anarşizm, ibnelik yani cinsiyetin reddi (yani yazmak zorundalığının da amına koyayım, ne açıklama yapacağım lan sanki, isteyen istediği yere ebesinin örekesi kadar istediğini düşünebilir), milliyet ardında yer alıyor. Çırılçıplak hissediyorsun dini reddedince. Suç ve ceza yok, her şey senin elinde, seninle ve sana rağmen. Baş etmen gereken çok şey var ancak bu yükü yeterince taşıyabileceğine inanıyorsan eğer. Ailene ve söylemlerine kulak tıkayacaksın öncelikle, arkadaşların ve çevrenden önem verdiğin bir dünya olasılığın seni dışlama ihtimali var sonra. Doğuştan elde ettikleri tüm vasıfların suratına tükürürsen eğer, onlar da senin hayatının yeterince kötü olması için ortasına sıçarlar. Buna da katlanman gerek, en azından kabullenmen. Hayat tek atımlık bir kurşun ve nasıl geçeceğine sen karar verirsin. Üflersen söner, karışmalarına izin verirsen karışırlar, öpersen geçer. Eyvallah dini bir söylem kabul, ama eyvallah zırhını giyinmeden işin zor dostum. Eyvallah çekeceksin pek çok kere, kırmızı çizgine yaklaşılana kadar. Ondan sonrası siktir bayrağı. Gün aşırı hayatımın içine işiyorlar, yavaş yavaş ve içten içe beni öldürüyorlar ve ben de buna ses çıkarmayacağım he mi? Sikerler abicim, hayatıma çomak takan her oluşuma en azından küfretmeden geberir gidersem mezar taşımın adı bile olmasın ve eşekler işesin bulabildiği her fırsatta o değersizlik parçasına. Hayat jilet üzerinde bir salyangozdur sade ve striptiz yapan kaplumbağa ölür gösterinin sonunda. Ne parçalayacak bir edebiyatım, ne anlatacak hikayem var artık. Kendim kendime parçalanıyorum ve parçalanarak harflere dökülüyorum bundan böyle. Bismillah kelamını Queen’den öğrenmek isterdim. Hayatım pişmanlıklarıkla dolu ve benim bir sevgilim var, dizlerinde ölmeyi düşlediğim…

Hayat hepimize hoyrat davranıyor, onu sevmek zorunda değiliz, gelişine, olduğu gibi, ne eksik ne de fazla yer kaplıyor gidiyoruz şu zavallılıkta. On bir ayın sultanı gibi saçmalıkları ile yanıma gelmeyin lütfen, sultanlığının farkında bile olmayan sadece ve sadece insanların oluşturduğu zaman dilimlerine önem atfeden her türden dangalaklığın koy götüne rahvan gitsin. Ramazan da içer miyim bilmiyorum, hiç farkı yok benim için, ben harcadığım paraya bakıyorum. Aileme zarar verecek kadar artmışsa içmemem gerektiğini bilirim, gerisi hiç…

Tarih:RastgeleUncategorized

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir