İçeriğe geç

Pazar Yazıları – 0025

Aha da geldi en sevdiğim tür, kendisinin dünyasına yabancı her şeye siyah giyenler adamlar gözlüğü takan ve boş beleş olsa dahi tek cümle kuramayan bir omo ens…

Ağ atarsan olacağı bu…

Neyse. Küçük oğlan sıçmış ağzına klavyenin. Tuşlar geç basıyor, virgülde sorun var, tab tuşu neredeyse sizlere ömür ama yazacağız başka yolu yok. Mine craft mıdır her ne ise sürekli bir yerler yapmanın peşinde koşuyor, evden dışarı atıyoruz da öyle kurtarabiliyoruz. Lan biz eve gelmek istemezdik bunlar çıkmak bilmiyorlar. Büyüğü hiç sorma, kendisi göbeğinden wifi’ye bağlı doğmuş sanki. Haftaya sınavı var ama umurunda mı dünya, gündüz beşte kalkıyor, gece kaçta uyuduğunu ise kimse bilmiyor.

Bu da neyse!

De ne çok neyse miz var lan bizim. Hayatımızın yüzde yetmişi diğerleri tarafından yönlendiriliyor. Bire bir etki ettiğimiz şeyler git gide azalıyor ve devam etmek için elimizden gelen tek şey, neyse… H, s, a, p, i si eksik olan hırbo buna da kafa yorar şimdi. Bak en azından beş harfini kullanmadım, az mücadele etsen bulabileceğine inanıyorum tamamlanmak için. Bir empati, kafadan üç harf, iki yargılama kendinden başka kimseyi iki harf de oradan vereceğim bol bol, o zaman daha iyi hissedeceksin kendini emin ol.

Neyse, diyeni sikerler şimdi.

Yoruldum hafız, devam etmekten, tekrarlamaktan, tekrarlanmaktan, anlamsızlıktan, dışarıdan, diğerlerinden, kendimden, boşluğumdan, klavyemden, parasızlığımdan, uzayan giden her şeyden bıktım usandım artık. Alkol ve sigaradan gına geldi. Yazmaktan eskisi kadar hoşlanmıyorum. Bir zamanlar neredeyse orgazm olurdum lan ben yazarken. Cümlenin anasını ağlattın yine moruk, bas tuşlara ne çıkarsa bahtına diye diye örselenirken şimdi sazan avında yem harcıyoruz. Çünkü amacımı kaybettim, çünkü artık ne hedefim ne de bir yere varacağına umudum kalmadı. Tüm yazı evrenim osur osur ipe diz, olsa ne olur olmasa ne eksenine evrildi. Bir dünya hikayem var, hepsi anlatılmayı bekliyor, ancak kime ne yararı var, insanlar bunları neden okusun, okuyunca ne olacak, olup olacağı ne diyon la sen değişik diyen bir hırt. O da bir şey, şukunu verdim yiğidim…

Tarih:Rastgele

Tek Yorum

  1. Aziz Aziz

    Okunmak gibi bir beklentiniz olmasaydı keşke. Ben okuyorum yazdıklarınızı zaman zaman. Tabiki vakit, emek harcamanın önemi görmezden gelinse yani yazma işi bile size bıktırıcı geliyorsa, böylesine sürükleyici yazıların kaynağı olan hayatla sizin aranızdaki o kimya pek öyle bir kenara çekilip duracak bir kimyaya olmadığına göre ve dediğiniz gibi yazının düzleminde bir serüvene dönüşmeyen, bir yere varmayan hatta varmak istemeyen varacak olsa bile o yoldan bilerek sapan yolculukların bıktırıcı yersiz yurtsuzluğu normalde estetik açıdan yaşanılan zaman ve mekânda içinde önemli bir değere sahip olurdu en azından mahallenin delisi olmak gibi yalan hayatın patladığı yerde herkesin bir oyun içinde olduğunu sessizce bildikleri bir anı veya rolü temsil ederdi. Artık kimse deli değil siz de olamazsınız o yol da kapandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir