İçeriğe geç

Pazar Yazıları – 0033

Bir kış gecesi kabusu…

İnsanı yok eden şeyler var. Şeyler… Mesela tuvalet klozeti kapağı, sararmış ve kirli. Değiştirmek istiyorsun sürekli ve zamanın yok. Her seferinde o boktan sararmış rengine takılıyorsun, bunu değiştirmem gerekiyor diyorsun içten içe. Her seferinde unutuyorsun, her seferinde erteliyorsun ve her birinde o sararmış renge bir daha katlanıyorsun. Fakirlik değil bu, boş vermişlik biraz. Biraz ondan, biraz bundan, biraz unutmak, azcık hatırlamamak, az biraz önemsemek ve eline sürekli batan bir zımpara taşı. Hayat gibi. Sürekli aşındıran ve yok eden. Düşünsene bu gün bundan sonraki hayatının ilk günü. Düşün, ölmeden önce nefes alıp tükettiğin günlerden sadece bir tanesi. Ne için ve nasıl? Nerede la bu amına koduğumun soru işareti? Buldum, hep bulurum. Işıklı ekran bir klavyem var, büyük oğlan sağ olsun, ama sadece üstten bakınca işe yarıyor ve oturduğum koltuğum yeterince aşağıda. Haliyle ara da bul amına koduğumun soru işaretini. Diyeceksin ki şimdiye kadar otomatikman öğrenmen gerekiyordu, ama olmuyor be birader. Her seferinde teyit edilmesi gerek ve yanında yöresinde, altında diğer tuşlar var. Parmak hafızam iyidir aslında. Gözüm kapalı bile rakamları yazabilirim ancak iş harfler ve simgelere gelince işler kesat. Otuz yaşında bilgisayarım oldu ilk lan benim. Parmak parmak öğrendim yazmayı, her şeyi yavaş öğrendim, hepsini her seferinde unutup yeniden başlıyorum. Çok kasvetli bir gece, psikolojim bozuk, hava soğuk, sigara içmekten boğazım kitlendi ama bir türlü yaşantımı anlamlandıramıyorum. Niye varım la ben? Ne tür bir kaygıyla devam edebiliyorum. Bir dünya sürüngen ve parazit var eyvallah, ama benim diyebileceğim iki özellik, bir borcum yok, iki kimseye zararım yok. Ne güzel hayat! Bir kibrit yakımına bakar aslında infilak etmem. Uyuyayım ben en iyisi…

Tarih:"Rastgele"

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir