İçeriğe geç

Pazar Yazıları – 0036

Olağanüstü zamanlar olağan sonuçlar doğurabilir mi?

Seyreyleyip göreceğiz. Dünya .üküme minare .ötümegillerden biri olamadım hiç. Bu genetik bir şey, çok da kasmaya gerek yok, zorlamanın alemi de. Benim dünyam da tam bir kaos, şu an bile içindeyim. Hatun çamaşır yıkamış asmış ve her seferinde evin anahtarını almadan evden çıkıyor ve benden başka iki kımıl zararlısı ve onlardan küçük olanın kendinden küçük arkadaşı ile beraberiz ve kapıyı açmak bana düşüyor. Büyük zaten okulu bitirmek ayağına, kıçına bağlı modemle yaşıyor. Elektrik kesilse, neredeyse kırmızı gören İspanyol arena boğası gibi burnundan soluyarak geziniyor. Küçük ve arkadaşı şu an yanımdalar ve canlı oyun yayını yapıyorlar. Ne konuştukları hakkında herhangi bir fikrim yok. Sanırım Mine Craft diye bir oyun var ve sürekli kaç kişi izliyor diye konuşuyorlar. Kelimeleri farklı biraz, klipper diye bir şey var ve sürekli onunla ilgili cümleler kuruyorlar ve nasıl oluyorsa bir şekilde anlaşabiliyorlar. Burada dinazor ben oluyorum tabii ve tüm bu seslerden kulaklıkla sıyrılıp bir şeyler yazmaya çalışıyorum.

Dünya karışık, ülke karışık, ben karışığım haliyle bu yazı da ortaya karışık. Yılbaşının ilk haftası bir sosyal paylaşım sitesinde yazdığım hükümete eleştiri ve küfürlerim nedeniyle işten atıldım. Benim de katkım olmadı değil hani, sütten çıkmış ak kaşık değilim. İki ay işsizlik parası aldım, sonra eski iş yerimle tekrar anlaştım ve aynı işi bu sefer altı ay kadar cezalı olarak devam ediyorum. Hak ettim orası da ayrı bir kabullenme olarak kenarda dursun. Alkolle ilgili problemlerim devam ediyor. Problem diye adlandırdığıma bakma, asıl sorun alkolü bir problem olarak algılamamak konusunda. Çok bahsetmeyeceğim, sadece günlük almamak için mücadele ediyorum diyelim şimdilik. Yaklaşık iki aydır evde çalışıyorum, sanırım bu ay da böyle geçecek, yazılım firması olması sebebiyle alt yapı sağlam ve ofisten tek farkı yan yana olmamak. Aramızda iletişim sürekli ve aynı işi bu sefer evden yapıyoruz. İlk zamanlar çekici gelmesine rağmen bir haftadan sonra sıkıcı olmaya başladı, üzerine pandemi dolayısıyla hafta sonları sokağa çıkma yasağı da eklenince günlük tek bir yürüyüş ve bir kaç kere bakkala ya da markete gitmek için dışarı çıkmak haricinde evde kalıyorum. Haliyle çok sigara içmeye başladım, bazen çalışırken pencereyi açıp masa başında içiyorum. Kitap okuyorum olmuyor, net zaten her daim elimizin altında ancak x kuşağı olarak geleneksel bir yapımız da yok değil. Eskiden çok daha fazla insan etkileşiminden şikayetçiydim. Tuhaf, insan içinde bulunduğu ortamdan pek haz alan bir varlık değil sanki. Güzel şeyler de oldu arada, “Son Dans” belgeseli, gençliğimizi hatırlattığından dolayı olsa gerek ilaç gibi geldi bizlere. Bedava NBA izliyorduk o zamanlar televizyondan ve o şampiyonluk maçlarından çoğunu uykumuzu feda ede ede izledik o yıllarda. Ben asla basketbolcu olmadım, daha çok futbol oynadım ama zaman içerisinde futbol yavan bir oyun olarak kaldı gözümde, eğer izleyiciysen tabii.

Uzun zaman oldu, bu bir nevi girizgah olsun. Devamına bakarız artık.

Tarih:"Rastgele"

2 Yorum

  1. hello I love the header of your blog, it is a personal creation? Daphne Bern Pettifer

  2. tiananmenian tiananmenian

    Yes, exactly…

Daphne Bern Pettifer için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir