İçeriğe geç

Etiket: Edebiyat

Pazar Yazıları – 0012

Yapacak o kadar çok şey var ki, derdim çoktur hangisine yanayım türküsünü söyleye söyleye her birine yetişmeye çalışıyorsun önce. Olmuyor tabi ki, elektrik faturası var ödemem gereken, çocukların ihtiyaçları, evin eksiği gediği, patates bitmiş mesala, Kipa’da 5.95 etiketle satıyorlar, altı lira olmadığı için şükrederek alman geriyor, almıyorum ancak. Çarşamba pazarı beklemem gerek, saatler de kış saatine göre ayarlanmadı, ben eve…

Yorum Bırak

Pazar Yazıları – 0011

O nasıl bir cümle olmuş lan bir önceki yazıda sondaki? Valla niyetim güzeldi başlangıçta. Ne olur sanki, bir bira, bir bardak şarap çakarım gitmeden önce, biraz geç katılırım, siz ne derseniz o olsun derim, imzayı basar çıkarım bir yarım saat içinde dedim içimden. Bira ve şarap işini bir güzel tamamladım elbette, benim içmek için her türlü sebep bulma özelliğim dillere…

Yorum Bırak

Pazar Yazıları – 0009

Hey heylerim geçti, artık daha iyiyim… Tabiki sıkıştıracak cendere, elbette ezileceğiz borç yükü altında, kesinlikle dönecek devran, sesimizi içe göme göme çığlığa dönüşeceğiz ve o yağacak ha bire. Bu bir döngüdür ve senin mutlu olup olmaman sadece üç beş tane hormonun beyin lopları arasında salınıp salınmamasına bağlıdır. Mesaj açık oysa, genetik kodların gereği ve doğduğun ortama göre bir kişilik oluşturdun…

Yorum Bırak

Pazar yazıları – 0008

“İneğe taparsan olacağı budur, doğru değil mi abicim?”  Az önce bira aldığım büfecinin büyük oğlu söyledi bunu.  Hindistan’da sel mi ne bir felaket olmuş televizyonda haberlerde veriyor, yurdum büfeci evladının yorumu sadece bundan ibaret.  Senin tapındığın Allah ile Hintli türdeşlerinin inancı gereği kutsal saydığı inek arasında herhangi hiçbir fark göremiyorum ben, diyemedim tabi.  “Hayırlı işler kardeşim!” dedim geçtim söyleyemediklerini içine…

Yorum Bırak

Troyka – 0002

2     Kurtarıcılarımda oldu benim, beni eğitmeye, ehlileştirmeye, sırtıma eyer takıp, ağzıma gem vurmaya çalışan zavallı sevgi çiçeği havarilerim.  İyilik sarhoşlarındaki safdil iyimserlikle işe başlama eğilimini hep tuhaf bulmuşumdur, birazda acınası.  Kayıp mutlak, ben sizin dilinizi reddederek doğmuşum, siz görünüm, somut olgu ve sonuçlara değer verme hafifliğindesiniz… Vazgeçtiler elbette, yapacak çok daha önemli işlerinin oldukları akıllarına geldi.  Ben zaman…

Yorum Bırak

Pazar Yazıları – 0007

Ruroni Kenshin izledim az evvel Rangers böğürtlen şarabı eşliğinde.  Otuz üç mililitre, fiyatı uygun, alkol oranı az, tadı bana göre biraz şekerli gelse de fena değil.  Yüksek müsaadelerinizle bir evvel ki yazıda bahsettiğim ikinci korkunç muhafazakar Erzurumlu düğünü mevzusunu anlatmamayı düşünüyorum.  İlkine rahmet okutacak cinsten ikincisinden, önemli ana başlıklar şunlardı aslında; Kuran okuma esnasında sunulan etli kavurma yemeği seansı, kel…

Yorum Bırak

Pazar Yazıları – 006

“Sorun var” şarkısına takıntım halen geçmedi, ne çekiyor beni bu şarkıda bilemiyorum, Sagopa her daim arabesk tadındaydı ama bu bambaşka bir şey olmuş gerçekten. Müzik en somut sanattır bana göre ve elbette fikir önderlerimizden pos bıyıklı amcamızın dediği gibi “Müziksiz hayat hatadır!”. Diğer yandan “Hayat hatadır!” önermesine yaklaştım ben zaman içerisinde. Uzay maymunlarına dönüştürülerek zevksiz ve sıradan gün aşırı azılı…

2 Yorum

Pazar Yazıları – 0005

Biliyorum, hissediyorum, tanıyorum, ne zaman geldiği hakkında tecrübelere sahibim, ancak neden var ve ne zaman son bulur hiçbir fikrim yok. Belirtiler mevcut, büyüdüğünü hissedersin içinde, toplumsal yaşama kuralları gereği diğerleriyle paylaşımlarını sürdürürsün ve yavaş yavaş ele geçirir içini. Safi kötülük değildir, boşluk değildir, karamsarlık veya delilik değildir. Hepsiyle tanışıklığım ve yeterince bağışıklığım var şükür. Bu tanımsız karartı belki hepsinden bana…

3 Yorum

Süpürge Otu – 0004

4 Eski usul Çin işkencelerinden birinin üzerimde denendiğini ve berbat bir cendereye sıkıştırılmış hissetmemi sağlayan ses düzeneğiyle mekanik saatim, şimdiye kadar onu bozmak için geliştirdiğim tüm yöntemlere rağmen çalışmasını sürdürüyor. Kaç kez duvara fırlattığımın sayısını ben bile unuttum, ama kendisi kelimenin tam manasıyla Rus oğlu Rus olduğundan, ucuz, gösterişsiz ve dayanıklı olmaya daha en başından kurgulanmış görünüyor. Biz Türkler pratik…

Yorum Bırak